Haber

CHP Kongresi’nde Kabul Edilen “100. Yıl Bildirisi”: “CHP, Bugün Ülkemizi Otoriter Cumhurbaşkanlığı Rejiminden Kurtarmak İçin İktidar Olma Göreviyle Karşı Karşıyadır…

Haber: TAMER ARDA ERŞİN – GÜLARA SUBAŞI / Kamera: ÜNAL AYDIN ​​– MEHMET MEHMETLİOĞLU – ONUR BİNGÖL / Fotoğraf: TÜMAY BERKİN

CHP’nin “İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik Kongresi” sloganıyla düzenlediği 38. Olağan Kurultayı Sonuç Bildirgesi’nde demokrasi vurgusu yapıldı. “Yüzüncü Yıl Bildirgesi”, aynı zamanda yazıldığı komisyonda yer alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre tarafından okundu. Bildiride, “CHP, vatanımızın işgal edildiği koşullarda bağımsızlık mücadelesinin siyasi bir hareketi olarak doğmuştur. Ülkemizi muasır medeniyet seviyesine yükseltmeyi amaçlayan Atatürk Devrimlerini gerçekleştirmiştir. Çok partili dönemde demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet fikirlerinin savunucusu olan AKP, yirmi bir yıllık iktidar döneminde adam zihniyetine karşı en kararlı mücadeleyi yürüten tek CHP oldu. Geçmişte ülkeyi işgalden kurtarmak için kurulan CHP, bugün ülkemizi otoriter başkanlık rejiminden kurtarmak için iktidar olma göreviyle karşı karşıyadır ancak CHP’nin misyonu bu misyonun gerçekleşmesiyle bitmeyecektir. Türkiye Türkiye’yi güzel insanlar ülkesi yapma çabamız sonsuza kadar sürecektir. Yapılmayanı yapmak, yapılmayanı başarmak Cumhuriyet Halk Partisi’nin kökenindedir. Dolayısıyla tüm zor görevleri büyük bir azim ve kararlılıkla başaracağımızdan şüphemiz yok.”

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı bu sabah “İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik Kongresi” sloganıyla Ankara’da düzenlendi. Spor salonunda toplandı. Kongrede konuşmalar yapılırken; Tüm illerin temsilcileri, PM üyeleri ve iki milletvekilinden oluşan 86 kişilik sonuç bildirgesi komitesi toplandı. Komitenin yazdığı bildiri, aynı zamanda komite üyesi olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre tarafından okundu.

“Yüzüncü Yıl Bildirgesi”

Delegelerin oybirliğiyle kabul ettiği “Yüzüncü Yıl Bildirgesi” başlıklı sonuç bildirgesi şöyle:

“Cumhuriyet Halk Fırkası, devrimlerin ve devrimcilerin partisidir. CHP, Tanzimat’la başlayan Osmanlı Türk modernleşmesinin düşünce ve eylem birikimiyle ortaya çıkmıştır. 1938’de ‘Aşağı’ diyerek İkinci Meşrutiyet’i ilan edenler tarafından kurulmuştur. Despotizmle, Yaşasın Özgürlük’le ve ülkenin Dünya Savaşı sonrası bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesiyle.” Savaşı yürütmek için bir araya gelen kahramanların oluşturduğu Anadolu ve Rumeli Müdafaa Cemiyeti’nin devamı olarak 9 Eylül 1923’te kuruldu. Dolayısıyla CHP varlığı itibariyle yeniliğin, değişimin, kurtuluşun, özgürlüğün ve bağımsızlığın partisidir. CHP Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedefi olan çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak için; laik eğitime, bilime ve akla değer verir. Günümüz çağdaş uygarlığını tanımlayan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü değerlerine yakından bağlıdır. CHP, bu fiyatların 21. yüzyılın fırtınalı denizlerinde güvenle ilerlememize yardımcı olacak bir pusula olduğuna inanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi mensupları olarak partimizin ve Cumhuriyetimizin 100. yılını kutluyoruz. Türkiye Hem dünyanın hem de dünyanın sancılı ve zor bir dönemden geçtiği bir dönemde partimizin ve ülkemizin geleceğine ilişkin önemli kararlar almak üzere Ankara’da bir araya geldik. Bugün, tehlikeli ve değişen dünyada, daha adil, daha eşit, daha inançlı, daha özgür, daha demokratik, daha güçlü ve daha saygın bir Türkiye için partimizin yüzüncü yıl bildirgesini ilan ediyoruz.

“CHP’YE GÖRE KÜRT SORUNU ÖZELLİKLE BİR DEMOKRASİ SORUNUDUR VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE YÖNELİK ATILACAK ADIMLARLA ÇÖZÜLECEKTİR”

Demokratik devlet haklarını kullanan özgür ve sorumlu vatandaşlar, Türkiye’de demokrasiyi yalanladı. Niyet ve ifade özgürlüğü, toplanma ve protesto hakkı, karşıt görüş belirtme, hükümeti eleştirme, sosyal medyada korkmadan paylaşım yapma, farklı parti ve fikirlere sahip çıkma endişesi taşımadan destek verme gibi en temel hak ve özgürlükler Farklılıklara rağmen eşit muamele edilmesi önlenmiş, demokrasi 5 yılda bir tekrarlanmıştır. Kolay bir oylama sürecine indirgenmiştir. Ülkemizde kuvvetler ayrılığına dayalı, etkin ve hızlı karar alma yeteneğine sahip, güçlü yasama organına sahip, istikrar ve denetim organlarının etkin olarak çalıştığı, demokratik ve laik bir sistem kuracağız. Bugün Türkiye’de egemenlik ne yazık ki gasp edilmiştir ama CHP’nin çabalarıyla kayıtsız şartsız ve kayıtsız şartsız milletin olacaktır. Hukuk güvenliğini sağlayarak vatandaşların alınan kararlara güvendiği, adaleti sağlamaktan başka amacı olmayan hakim ve savcıların olduğu bir Türkiye kuracağız. Ülkemizi, insan haklarının güvence altına alındığı, şiddetin her türlüsüne karşı çıkılan, bunun dışında hiçbir hoşgörünün gösterilmediği, terörle, uyuşturucuyla, çetelerle, organize suçlarla yoğun bir şekilde uğraşan bir devlet sistemine getireceğiz. İşleyen kurumların, nitelikli ekiplerin olduğu, insanların parti bağlılığına ve siyasi tercihlerine göre değil yeteneklerine göre istihdam edildiği, devlet kurumlarında kadrolaşmanın sona erdiği, maddelerin herkese eşit uygulandığı bir Türkiye bizi bekliyor. Toplumu kimlik gettolarına bölerek değil, vatandaşlık temelinde birleştirerek neşeli bir gelecek inşa edebiliriz. CHP’ye göre Kürt sorunu özünde bir demokrasi sorunudur ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü yönünde atılacak adımlarla çözülecektir.

“CUMHURİYET DEĞERLERİ VE LAİKLİK İLKESİNE DAYALI TEMEL EĞİTİME PARALEL ALTERNATİFLER OLUŞTURULARAK GELECEK NESİLLERİN FİKRİ FARKLILIĞININ OLUŞU AÇILMIŞTIR”

En büyük savaş cehalete karşı verilen savaştır. Türkiye’de eğitim sistemi bilerek ve bilinçli olarak tahrip edilmiştir. Eğitim sistemi, aralıksız devam eden sınav sorularının çalınması skandalları ve çocuklarımızı sınav alanı olarak gören değişiklikler yüzünden istikrarsızlaştı. Cumhuriyet değerlerine ve laiklik unsuruna dayalı temel eğitime paralel alternatifler yaratılarak gelecek nesillerin fikri ayrılığına yol açılmıştır. Mahallemizdeki ve köyümüzdeki okulu geri istiyoruz. Öğretmenlik mesleğinin, büyük Atatürk zamanında olduğu gibi, yeniden en saygın meslek haline gelmesini sağlayacağız. CHP iktidarında, güçlü bireylerden oluşan güçlü bir Türkiye için düşüncesi hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirecek, ezberci değil, eleştirel düşünceyi öne çıkaran, sorgulayan, akla ve bilime yön veren bir yaklaşım sergileyeceğiz. Milli eğitimde ezbercilik hakimdir. Her zaman değişmeyen, ancak gerekli yeniliklere uyum sağlama becerisine sahip bir eğitim sistemi inşa edeceğiz. Bilimin ve ilerlemenin evi olan üniversitelerde özgür irade ortamını yeniden tesis edeceğiz, YÖK’ü kaldıracağız, akademik liyakat ilkelerini koruyacağız, rektör atamalarına son vereceğiz. Türkiye, güçlendirilmiş eğitim sistemi ve özgür üniversiteleriyle, gelişen yeni teknolojileri ve yenilikleri pasif bir şekilde takip eden ve taklit eden değil, bu yeni teknolojilerin hem sivil hem de askeri alanda geliştirilmesine katkı sağlayan bir ülke haline gelecektir. Ülkemiz beyin göçü nedeniyle gençlerini yabancı ülkelere kaptırmayacak, gençlerimiz Türkiye’de kaliteli eğitime, geniş iş olanaklarına ve güzel bir geleceğe ulaşabilecek. Yüksek yeteneklerin yetiştirilmesi CHP’nin eğitim ve bilimsel gelişim politikalarının temel amacıdır. Çünkü yeni çağda ülkelerin rekabet ettiği en değerli güç unsurlarından biri teknoloji ve bilimsel gelişmedir.

“CHP İktidarı Döneminde EKONOMİK VE SOSYAL POLİTİKALARIN BİRİNCİ ÖNCELİĞİ HER VATANDAŞIN İNSAN ONURUNA TABİ İŞLERDE ÇALIŞMASI VE HİÇBİR ÇOCUĞUN YATAĞA ASILMAMASI OLACAKTIR.”

Biz güçlü bir toplumuz. Bu çatının altında hepimize yer var. İktidarın kültürel kimlikler etrafında kutuplaşma yaratarak unutturmak istediği sosyal kimliklerin öneminin farkındayız. CHP, milli servetimizden hakkıyla pay alamayan işçilerin, memurların, çiftçilerin, emeklilerin, işsizlerin, öğrencilerin ve ezilen kesimlerin partisidir. Sosyal harcamalardan gerektiği kadar yararlanamayan apartman çalışanlarından engellilere, sokak satıcılarından dul ve yetimlere kadar tüm vatandaşlarımızı kapsayacak bir sosyal refah devleti kurarak gelir ve servet eşitsizliğiyle mücadele edeceğiz. Herkesin çalışabileceği bir ekonomik ortam yaratmak devletin görevidir. İşsizlik, sosyal hayatımızı çürüten, aileleri parçalayan, bireyi toplumdan ayıran en önemli toplumsal sorundur. CHP iktidarında ekonomik ve sosyal politikaların birinci önceliği, her vatandaşın insan onuruna yakışan işlerde çalışabilmesi ve hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi olacaktır. Devletin iyilik anlayışına dayalı sosyal yardım uygulamaları yerine, başta Aile Destek Sigortası olmak üzere hak temelli sosyal devlet anlayışıyla herkesin kendini gerçek vatandaş gibi hissettiği bir refah devletini hayata geçireceğiz. Türkiye hepimizin evidir. Bu keyifli çatı altında kimse sahipsiz kalmayacak, hiçbir vatandaş kendini yalnız hissetmeyecektir.

“BORÇ VE MENZİL ARALIKLARINA DAYALI POLİTİKALAR YERİNE, ÜRETİM VE GELİR ARTIŞINI HEDEFLENEN BİR EKONOMİ POLİTİKASI UYGULAYACAĞIZ”

Çetelere ve dostlara değil, halka hizmet eden yenilikçi ve popülist bir ekonomi. AKP iktidarının ülkeye verdiği ekonomik zararın yükünü başta personel, memur, küçük esnaf ve emekliler olmak üzere düşük gelirli kesimler çekiyor. Yanlış uygulandı ekonomi Politikalar, vasıfsız ekipler, alt ve orta sınıfa adalet gözetilmeksizin uygulanan ağır vergiler, yüksek katma değerli üretim yerine düşük katma değerli alanlara yapılan kısır yatırımlar, Türkiye’nin dünya çapında marka ve fiyat üretme konusunda gerçek potansiyeline ulaşmasını engelledi. 21. yüzyılın rekabet ortamı. Yolsuzluk ve israf planları ülkemizin kaynaklarını israf etmektedir. Bir yandan yoksul halk barınma, beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekerken diğer yandan cumhurbaşkanı ve yakın çevresi saraylardaki gösteriş ve ihtişamdan vazgeçemiyor. Hükümetin politikaları sonucunda servetlerini artıran çeteler, ülke ekonomisine hakim oldu. CHP olarak bu sisteme son vereceğiz. Borçlanmaya ve kâr amacına dayalı politikalar yerine, üretimi ve geliri artırmayı hedefleyen bir ekonomi politikası uygulayacağız. Bu program hem yenilikçi hem de popülist içeriğe sahip olacak. Sanayimizin teknolojik ve dijital dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Yeni planlama ve teşvik politikasıyla ekonomimizi katma değeri yüksek, marka değeri yüksek ürün ve hizmet üretmeye dönüştürecek, bu ürün ve hizmetleri ihraç etmemizi sağlayacak sağlam ve geniş ticaret ağları kuracağız. Bölgesel kalkınmaya ve bölgesel yatırımlara önem vererek, bölgelerin özelliklerini dikkate alarak sanayi ve üretim alanlarımızı ekonomik kriterlerin elverdiği ölçüde Türkiye geneline eşit şekilde yayacağız. Böylece her bölgeden insanımıza istihdam ve refah imkânı sunacağız. İller ve bölgeler arasındaki sosyo-ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırıp adil gelir dağılımını sağlayacağız.

“PARTİMİZİN ÇALIŞMASINDA VE ADAY TESPİTİNDE KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ, ÖZELLİKLE EŞİT TEMSİL ETMEYİ TEMEL İLKE OLARAK UYGULAYACAĞIZ”

Dünyada gördüğümüz her şey kadınların eseridir. CHP tarihinden getirdiği misyonla kadın-erkek eşitliğinin yorulmaz bir savunucusudur. Ülkemizde kadın hareketinin geldiği nokta ve kadınların özgürlük ve eşitlik için yürüttüğü çabalardan gurur duyuyoruz. Ülkemizdeki karanlığın sona ermesi için kadın erkek eşitliği mücadelesinin ne kadar değerli olduğunun bilincindeyiz. CHP olarak ekonomik, sosyal ve siyasi alanda kadınların önündeki tüm engellerin kaldırılması için canla başla mücadele edeceğiz. Partimizin işleyişinde ve aday seçiminde kadın erkek eşitliğini, özellikle de eşit temsili temel prensip olarak uygulayacağız. Kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi CHP’nin temel hedefleri arasında yer alıyor. İstanbul Sözleşmesinin yeniden yürürlüğe girmesi ve bu alandaki uluslararası insan hakları ve kadın hakları ilkelerinin ülkemizde tam olarak uygulanması için gerekli tüm adımları atacağız.

“Sığınmacılar ve yasa dışı göçmenlerden kaynaklanan sorunları insancıl, akılcı ve dünya standartlarındaki politikalarla çözeceğiz”

Tüm mültecilerin ve kaçak göçmenlerin ülkelerine dönmelerini sağlayacağız. Hükümetin yanlış politikaları ve kirli anlaşmaları sonucunda Türkiye, mülteci ve kaçak göçmen deposuna dönüştü. Batı’nın kabul etmediği tüm mültecilerin ve kaçak göçmenlerin ülkemizde birikmesine ve milli kaynaklarımıza yük olmasına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar ağırladığımız milyonlarca mültecinin ve kaçak göçmenin ülkelerine dönmesini sağlayacağız. Ulusal güvenliğimize, yaşam tarzımıza ve ekonomimize büyük zarar veren, aynı zamanda acımasız emek sömürüsüne maruz kalan mülteci ve kaçak göçmenlerin yol açtığı sorunları insani, akılcı ve dünya standartlarında politikalarla çözeceğiz. Sınırların namus olduğu anlayışı çerçevesinde, devletin süzgeç haline getirdiği sınırlarımızda güvenliği artıracak ve ülkemize yasa dışı girişleri tamamen durduracağız.

“GÜÇLÜ, KATILIMCI VE EŞİT YEREL YÖNETİMLER”

Güçlü, katılımcı ve eşitlikçi yerel yönetimler. CHP olarak şehrin ve vatandaşın önceliklerini dikkate alan, katılımcı bir yönetim anlayışıyla şehrin her noktasına ve şehrin her kesimine eşit ve adil hizmet ulaştırmayı hedefleyen sosyalist bir yerel yönetim anlayışını savunuyoruz. Şehirlerimizi afetlere karşı dayanıklı hale getirecek, sosyal dayanışmayı ve toplumsal dayanıklılığı artıracak çalışmalar yaparak şehir ve insan bağını yeniden tanımlayacağız. Aklı, bilimi ve teknolojiyi öne çıkararak, karar alma süreçlerini halkın katılımına açarak, belediyeciliğin rant ve faiz bağlarından uzak, vatandaşlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda yürütülmesini sağlayacağız. Kente ve insanlığa hizmeti ön planda tutan, demokratik katılım sistemlerini geliştiren bir yerel yönetim modeli oluşturacağız. Krizlere karşı doğru politikaları belirleyerek sorunlara kent içinden, kent sakinlerinin istek ve ihtiyaçlarını dikkate alarak çözümler üreteceğiz. Yeni bir merkezi-yerel istikrarı kurarak sosyal ihtiyaçların halka en yakın birimlerden karşılanmasının önünü açacağız. Halkın iradesiyle seçilen yerel yönetimlerin kayyım uygulamasıyla görevden alınmasına son vereceğiz.

“DEPREM VE DİĞER AFETLERE KARŞI DAYANIKLI ŞEHİRLER, DAYANIKLI TOPLUMLAR”

Depreme ve diğer afetlere dayanıklı şehirler, güçlü toplum. Afet riskini azaltmayan, hazırlıksız olan, güçlü müdahale edemeyen, kısa sürede toparlanmayı sağlayamayan eksik ve yanlış kamu politikaları nedeniyle Türkiye bir afet ülkesi haline gelmiştir. Afetlere neden olan doğa olaylarını önlemek mümkün olmasa da afetlere karşı güçlü yapılar ve dayanıklı şehirler inşa etmek mümkün olup afetlere hazır bir sivil toplum oluşturmak son derece değerlidir. Deprem, sel, salgın hastalıklar, orman yangınları ve kuraklık gibi doğal afetler ile savaş, çatışma, ani göç dalgaları gibi insan kaynaklı afetler, kimyasal, biyolojik, radyolojik veya nükleer felaketler önümüzdeki dönemin en büyük tehdit ve riskleri arasında yer alıyor. Bu felaketler karşısında toplumumuzu, şehirlerimizi ve mevcut yönetim sistemlerimizi daha güçlü hale getireceğiz. Sağlam yapılar, dayanıklı şehirler, hazırlıklı kurumlar ve inisiyatif almaktan korkmayan bir kamu yönetimi yaklaşımı bu alandaki temel unsurlarımız olacaktır. Doğal ve insan kaynaklı afetlere karşı hazırlıklı olabilmek için fiziksel dayanıklılık kadar sosyal dayanıklılık da önemlidir. Bu amaçla gerekli sosyal politika uygulamalarını, kamunun karar alma süreçlerine aktif olarak dahil olduğu katılımcı yönetim anlayışını ve gelişmiş kriz yönetim sistemlerini hayata geçireceğiz.

“MADENCİLİK FAALİYETLERİNİN EKOSİSTEME ZARAR VERMEDEN, ÇEVRE DOSTU BİR ŞEKİLDE YAPILMASINI SAĞLAYACAĞIZ. PLANLI TARIM VE HAYVANCILIĞI DESTEKLEYECEĞİZ, VATANDAŞLARIMIZIN GÜVENLİ GIDAYA ERİŞİMİNİ SAĞLAYACAĞIZ”

İklim kriziyle mücadele ederek yaşanabilir bir dünya yaratmak. Her geçen gün artması beklenen iklim krizi ve gıda ve su güvenliği konusunda ortaya çıkacak sorunlar ülkemizi ve coğrafyamızı yakından ilgilendiriyor. Su ve gıda krizleri nedeniyle sistemsiz göçün, bölgesel çatışmaların, terörizmin ve istikrarsızlığın artacağı öngörülüyor. Türkiye’nin iklim krizinden en çok etkilenmesi beklenen coğrafyalara komşu olması bizi tüm bu risklere karşı daha da savunmasız kılıyor. Sadece kısa vadeli sorunları değil, iklim krizi gibi uzun vadeli riskleri de dikkate alarak Türkiye’yi geleceğe hazırlayacağız. Yaşanabilir bir dünya için enerji verimliliğini ve yenilenebilir enerji kullanımını artıracak, fosil yakıt tüketimini azaltacak önlemler alacağız. Ormanların, tarım alanlarının, denizlerin ve su kaynaklarının korunması, ekosistem hakkı konusunda farkındalığın artırılması için her türlü tedbiri alacağız. Madencilik faaliyetlerinin ekosisteme zarar vermeden çevre dostu bir şekilde yürütülmesini sağlayacağız. Ayrıca sürdürülebilir ve planlı tarım ve hayvancılığı destekleyerek tüm vatandaşlarımızın güvenli gıdaya erişimini sağlayacağız.

“AVRUPA BİRLİĞİ ÜYESİ, GÜÇLÜ VE SAYGIN TÜRKİYE. TÜRKİYE, ETKİN VE HUZURLU BİR DIŞ POLİTİKA İLE DÜNYADA HAK ETTİĞİ KONUMU ALABİLİR”

Türkiye, Avrupa Birliği üyesi, güçlü ve saygın bir ülke. Türkiye dünyada hak ettiği konuma aktif ve barışçıl bir dış politika ile ulaşabilir. Ayrıca dış politikanın iç siyasi çıkarlardan ve partiler arası çatışmalardan bağımsız olarak yürütülmesi gerekmektedir. Türkiye’nin düşmanının çok olduğu algısı bilinçli olarak iktidar tarafından körükleniyor. Ancak unutmamak gerekir ki Türkiye’nin de çıkarlarının örtüştüğü, birlikte hareket edebileceği dostları vardır. Kıbrıs, Balkanlar, Karadeniz, Kafkaslar, Orta Asya, Orta Doğu, Afrika, Akdeniz ve Ege’de korunması gereken hayati çıkarları olan Türkiye ancak bu kadar geniş bir coğrafyayı yönetebilir. hedeflerine ancak liyakate dayalı ve güçlü diplomasi, bölgesel iş birliği ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine sahip çıkan adımlarla ulaşabilir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik süreci Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden biridir. Türkiye, CHP hükümeti döneminde Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefini sıkı bir şekilde takip edecek ve AB üyeliği için gerekli siyasi ve ekonomik kriterleri karşılayacaktır. Bu kriterleri karşılamak, AB’ye tam üyelik hedefinin ötesinde, gelişmiş bir ülkede yaşamayı hak eden vatandaşlarımıza karşı görevimizdir.

“CHP BUGÜN ÜLKEMİZİ OTORİTER CUMHURBAŞKANLIĞI REJİMİNDEN KURTARAN YÖNETME GÖREVİYLE KARŞI KARŞIYADIR”

CHP, vatanımızın işgal edildiği şartlarda bağımsızlık mücadelesinin siyasi bir hareketi olarak doğdu. Ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyine yükseltmeyi hedefleyen Atatürk, devrimlerini gerçekleştirdi. Çok partili dönemde demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet fikirlerinin yorulmaz savunucusu oldu. AKP’nin yirmi bir yıllık iktidarında tek adam zihniyetine karşı en kararlı mücadeleyi CHP yürüttü. Geçmişte vatanı işgalden kurtarmak için kurulan CHP, bugün ülkemizi otoriter başkanlık rejiminden kurtaracak hükümet olma göreviyle karşı karşıyadır. Ancak CHP’nin misyonu bu görevin başarılmasıyla bitmeyecek, Türkiye’yi mutlu insanlar ülkesi yapma mücadelemiz ilelebet sürecektir. Yapılmayanı yapmak, yapılmayanı başarmak Cumhuriyet Halk Partisi’nin kökenindedir. Dolayısıyla tüm zor görevleri büyük bir azim ve kararlılıkla başaracağımızdan şüphemiz yok.”

Kaynak: ANKA / Yeni

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu